Bir Çarşamba Hikâyesi: Üç Sıfır
Aradan bir ya da iki yıl geçmişti. Kıvanç, okuduğu Radyo, Televizyon ve Sinema bölümünde son sınıfa geldiğinde, bitirme projesi olarak bir film teslim etmesi gerekiyordu. Bu noktada biraz hazırlıklı olduğumu söyleyebilirim; çünkü yıllar içinde biriktirdiğim pek çok taslak senaryo her zaman bir köşede bekler. Elimizdeki hikâyeleri değerlendirdikten sonra, Üç Sıfır filmini çekmeye karar verdik.
Kıvanç ile senaryonun üzerinden tekrar geçtik, bazı düzenlemeler yaptık. Ben o dönemde Fethiye’de yaşadığım için, çekim mekânlarını belirleme sürecini babam ve Kıvanç üstlendi. Birçok futbol sahası gezildi. Terme, Ayvacık gibi farklı seçenekler de vardı ama bu hikâye net bir şekilde bir Çarşamba hikâyesiydi. Sonunda Çarşambaspor Tesislerine karar kıldık.
Ardından oyuncu seçimi aşamasına geldik. Sanırım bu kısım bizde her zaman biraz daha kolay ilerliyor. Çocukluğumda tiyatrolarını canlı izlediğim Kenan Güler ve Öner Yıldırım ile çalışmaya karar verdiğimizde oldukça heyecanlıydık. Çekimleri dört gün gibi kısa ama bir o kadar da keyifli bir sürede tamamladık.
Kurgu aşamasında, filmi en başından beri hayal ettiğimiz Yeşilçam hissini yakalayacak şekilde akışını ve renklendirmesini oluşturduk. Filmin müzikleri ise, atmosfere yeni bir boyut kazandıracak şekilde Ömercan Özüaydın tarafından bestelendi.
Film tamamlandığında bir gala yapmaya karar verdik. Kıvanç ve benim için bu, ilk gala deneyimimizdi. Bu noktada sevgili babam Altan Karabulut devreye girdi. Yıllar önce tadilat ve restorasyonunu yaptığı, Çarşamba’daki Cemil Şensoy Kültür Merkezinde filmin galasını gerçekleştirdik. Katılımın bizi fazlasıyla mutlu ettiğini söylemem gerek... Bu deneyim hepimize çok iyi gelmişti.
Elbette film, Kıvanç’ın üniversitedeki bitirme jürisinde izletilip fakülte birinciliğiyle taçlandıktan sonra YouTube’da yayınlandı. Çok fazla insanla bir araya geldiğimiz, Çarşamba’nın sokaklarını ve dokusunu gerçekten hissettiren bir projeydi.

Yorumlar
Yorum Gönder