Korkuluk: Bağımsız Sinemada Bir Korku Denemesi
Korkuluk filmi ilk fikir aşamasındayken çıktığımız yol aslında netti:
Bir korku karakteri tasarlamak.
Kıvanç’la birlikte bu fikri kısa bir demo film olarak düşünmüştük. Amacımız, atmosferi olan, karakteri güçlü bir korku evreni yaratmaktı. Senaryo bu süreçte defalarca değişti, evrildi, bazı şeyleri yıktı ve yeniden kurdu. Ama sonunda olması gereken yere ulaştı.
En ilginç ve açıkçası en şanslı olduğumuz konulardan biri, filmdeki çocuk karakteri oynayacak oyuncuyu bulma süreciydi. Normalde sancılı ve uzun süren bu süreç, karşımıza Çağan’ın çıkmasıyla beklenmedik şekilde kolaylaştı.
Aslında burada küçük bir zaman kırılması var.
Film çeşitli nedenlerle ertelendi ve araya yaklaşık iki yıl girdi. Farklı projeler, başka hikâyeler derken Korkuluk bir süre beklemek zorunda kaldı. Çekmeye karar verdiğimiz anda tekrar Çağan’a ulaştık. Karşımıza bu kez epeyce büyümüş, boy atmış biri çıktı. Ama aradığımız kişi hâlâ oydu.
Çağan, aşırı jön duruşunun ötesinde fazlasıyla sinematik ve doğal bir oyuncuydu. Üstelik ilk deneyimi olmasına rağmen set sürecine inanılmaz hızlı adapte oldu. Kamera önünde ne yaptığını bilen, sezgileri güçlü bir çocuktu.
Filmin en önemli görsel unsurlarından biri olan korkuluk maskesi, Faruk Tak tarafından kendi atölyesinde tasarlandı. Maskeden sonra sıra korkuluğun maketine gelmişti. Bu kısmı annemle birlikte yaptık. Onun yanında durup yardım etmek, filme kişisel olarak daha da bağlanmamı sağladı.
Mekân arayışı ise başlı başına bir yolculuktu.
Babam ve Kıvanç’la birlikte birçok köy gezdik, eski ahşap evler aradık. Babamın, filmin çekildiği Çarşamba ilçesi üzerine bir kitap çalışması yapıyor olması ve bölgedeki köylere fazlasıyla hâkim olması sayesinde sonunda aradığımız evi bulduk. O eski ahşap ev, filmin ruhunu taşıyan en önemli unsurlardan biri oldu.
Bu filmde, daha önce Gassal filminde birlikte oynadığım kuzenlerim Atilla ve Alper abi ile yeniden bir araya geldik ve çekimlere başladık. Gassal başka bir yazının konusu olacak…
Korkuluk’un yönetmenliğini Kıvanç üstlendi. Bu filmde özellikle sinematografi ve ışık konularına ekstra özen gösterdik. Bu anlamda yaptığımız işler arasında en sinematik filmlerimizden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Çekimleri, Çarşamba’nın Kızılot Köyü’nde, üç günde tamamladık.
Bağımsız sinemanın kaçınılmaz getirilerinden biri olarak; ne kadar plan yaparsanız yapın, sette beklenmedik durumlar yaşanıyor. Bu nedenle senaryodaki bazı sahneleri revize etmek zorunda kaldık, anlık çözümler ürettik, doğaçlamaya alan açtık. Ama olsun. Bu sürecin doğası tam olarak bu.
Tek tek anlatmaya devam edersem bu yazı bir romana dönüşür.
Şunu söyleyebilirim:
Korkuluk, benim için sadece bir korku filmi değil; zaman, sabır, aile, dostluk ve sinemaya duyulan inancın birleştiği bir yolculuk.
Ve evet…
Yakında bir korku filmi daha çekeceğim.
Yakında.
Az kaldı.

Yorumlar
Yorum Gönder